Önce seni tanıyalım.
Merhaba! Adım Hande Yıldırım. Boğaziçi Üniversitesi İşletme 3. sınıf öğrencisiyim. Bahar döneminde de Erasmus için Paris’e geldim. Şimdilik burada Erasmus’un keyfini çıkarıyorum:)
Neden Erasmus’a gitmek istedin?
Boğaziçi’ne geldiğim ilk zamandan beri aklımda Erasmus fikri vardı. Ailem nedeniyle pek fazla yurt dışını görme fırsatı elde edememiştim. Erasmus aslında bir nevi dünyayı görmek, değişik yerlerden insanlarla tanışmak ve ilginç tecrübeler edinmek için harika bir fırsattı. Gerçekten de şu ana kadar tam da beklediğim gibi.
Neden Exchange değil de Erasmus?
Birçok sebebi mevcut aslında. Öncelikli olarak hibe yardımı olması. İkinci olarak da Schengen nedeniyle ve ulaşım imkanları sayesinde Avrupa’yı gezip birçok yeri görüp değişik tecrübeler edinebilecek olmamdı. Tabii bir de küçüklüğümden beri süren bir Paris hayranlığı. Aklımda daha en başından Paris vardı ve bu nedenle de Erasmus’u tercih ettim.
Tercih listeni neye göre yaptın? Okulun eğitim kalitesi mi şehir/ülke mi yoksa ekonomik nedenler mi seni daha çok etkiledi?
Paris hayalim nedeniyle aslında direk şehir/ülke üzerine bir tercih yaptım. Tabii bir de Fransızca öğrendiğim için dilimi geliştirmek için ana vatanının bire bir olacağını düşündüm. Bunun yanı sıra ilk sıraya Sorbonne yazmamım sebebi de Sorbonne’un tarihte fazlasıyla yer edinmiş olması idi. Eğitimi ve köklü tarihi ile ilginç bir deneyim olacağını düşündüm. İkinci sıraya da ESSEC yazmıştım. Paris’in dışında olmasına rağmen eğitimin fazlasıyla iyi olduğunu öğrenmiştim ve açıkçası orayı bekliyordum. Sorbonne birazcık sürpriz oldu.
18379496_1953947531494726_1399467492_o
Erasmus’a gitmeden önce ve gittikten sonra ne gibi zorluklar yaşadın?
Önceden belirtmekte fayda var: Hem Université Paris 1 Panthéon-Sorbonne hem de Fransa başvuru sürecinde fazlasıyla zorlayan seçenekler. Açıkçası Erasmus’un hem öncesi hem de süreci düzenim oturana kadar fazlasıyla zorlayıcıydı. Buraya gelmeden 2 sene öncesinden başlayan yorucu bir Fransızca kursu maratonum var. B2 seviyesine gelmeniz bekleniyor sizden. Okulum ekim ayında bana yurt verdikten sonra ocakta geleceğim ve oda kasımda açılacağı için bir anda yurt hakkımı elimden aldı. Buraya geldiğimde hâla kalacak yerim yoktu. Sonrasında da bana Paris’in en korkunç ve uzak bölgesinde 1 Şubat’ta açılan bir oda verdiler ki ben Paris’e 5 Ocak’ta geldim. Tam bir hayal kırıklığıydı.  (Bu arada Fransızlar milliyetçi olduğu için tüm süreç Fransızca işliyor.) Learning Agreement hazırlama sürecinde okulda saydırabileceğim bir tane bile ders bulamadım. Unrestricted elective saydıracağım bu yüzden. Ayrıca hiçbir syllabus ekleyemedim çünkü Sorbonne’da syllabus yok. İsteseniz dahi maillerinize cevap alamıyorsunuz. Vize başvuru sürecinde de öncelikle Campus France’dan geçmeniz gerekiyor. (http://www.turquie.campusfrance.org/)  Bunu açıklayıcı şekilde yazmadıkları için çoğu kişi kaçırıyor. Herkesten farklı farklı belgeler isteyebiliyorlar ve randevu günü haber verebiliyorlar. O yüzden hazırlıklı olmak gerekiyor. Sonrasında da vize süreci ve sağlık kontrolü geliyor zaten. Buraya geldiğimde de kalacak yerim yoktu. 1 hafta otelde kaldım. Bronşit oldum. Oryantasyon haftasının çoğunu hastalık, ev arama ve Sorbonne’daki sistem hatası nedeniyle beni bir sınıfa atayamadıkları için kaçırdım. Üstelik bir hafta boyunca kimse bunu düzeltmek için hiçbir şey yapmadı. Herkesin sorumluluktan kaçtığı, benim günde 3 saat dil bölümünde ders almak için yalvardığım günlerdi. Hemen ardından ders seçimi geldi. Önceden belli olan derslerden tamamen farklı, saatleri belli olmayan, içeriğini bilmediğimiz derslerden rastgele seçim yapmak durumunda kaldık. İç güdülerime güvenerek ders seçtim ve fazlasıyla komikti. Bunlara ekstra olarak okuldaki sağlık sigortasını yaptırmaya çalışırken çok zorlandım çünkü okulda gene kimse yardımcı olmuyordu. Yeni tanıştığım bir arkadaşım sayesinde hallettim. Meğerse okul yanlış bilgilendirmiş. Bir de ev bulmak çok sıkıntıydı. Ajansla birtakım sorunlar yaşadık ve hasta hasta bayağı uğraşmak zorunda kaldım Paris soğuğunda. Bunların haricinde ufak ufak zorluklar yaşadım ama bunlar beni en çok zorlayanlardı.
3 kelimeyle kendi Erasmus’unu tanımlar mısın?
Zorlu ama keyifli.
18406001_1953947564828056_2128022758_o.jpg
Şu anda hangi şehirdesin? Bize birazcık artılarıyla eksileriyle şehrini anlatsana.
Paris
Fransa’nın kültürü nasıl? Sence farklılıklarımız ve benzerliklerimiz neler?
Fransızlardan kesinlikle çok farklıyız. Buradaki insanlar dillerine çok düşkün. O yüzden İngilizce konuşmaya karşılar. Ancak Fransızca konuşmaya çalışıp başaramadığınızda yardım amaçlı konuşmaya başlıyorlar. Onun haricinde insanların genellikle daha mutlu olduğu bir şehir Paris. Biriyle göz göze geldiğinizde mutlaka “Bonjour” demelisiniz ve gülümsemelisiniz. Ya da metro çıkış kapılarını herkes birbiri için tutuyor ve önündekine bunun için teşekkür ediyor. Kibarlık önemli onlar için. Ancak bazı durumlarda da fazlasıyla ters ve zorlayıcı olabiliyorlar. Kişiye bağlı biraz da tabii. Bizdeki işe gidiş trafiği burada saat 9 gibi oluyor ancak bizimle aynı saatte işten çıkıyorlar. Daha az çalışıyorlar yani. Pazar günleri de belli başlı turistik yerler dışında çoğu yer kapalı. İnsanlar genellikle parkta piknik yapıp aileleri ile vakit geçiriyorlar. Ya da iş çıkışında klasik Paris cafélerinde “happy hour” fırsatını değerlendirip arkadaşları ile içip eğleniyorlar. Ulaşım  da bize göre çok çok daha kolay. Bu yüzden insanlar değişik fırsatları kaçırmıyorlar. Sürekli bir müze ya da değişik bir mekan görmek için şehri turluyorlar.
18426635_1953947514828061_228006555_o
Türkiye’de nerede yaşıyorsun? Bu şehirle Paris’in farkları neler? Bu farklar hayatını nasıl etkiledi?
İstanbul’da yaşıyorum Türkiye’de. Etiler’de yurtta kalıyorum. Paris’te de Bastille civarındayım. Yani fazlasıyla merkezi bir yerdeyim. Benim için en önemli fark ulaşım. Burada raylı sistemler sayesinde tüm şehir hatta şehir dışı bile ayaklarınızın altında. Öyle İstanbul’daki gibi trafikle uğraşmak ya da yerin 5 kat altına girip 3 aktarma yapıp milim milim ilerlemek zorunda kalmıyorsunuz. Öyle olunca da şehrin bir diğer ucundaki bir etkinlik için hem üşenmiyorsunuz hem de vakit kazanıyorsunuz. Onun haricinde Paris daha tarihi değerlerin korunduğu bir şehir. Kendine ait bir ruhu var. İstanbul’dan çok farklı. Ancak çok daha pahalı. Bütçe yaparken kafayı yiyorum bazen. Bir de burada sözlü ya da fiziksel taciz çok yaygın. Buraya gelene kadar hiç ciddi taciz kurbanı olmamıştım. Ancak Paris’te derste bile iki erkek tarafından sıkıştırıldığım oldu. Çok dikkatli olmak lazım. Kimse de sizi korumak için bir girişimde bulunmuyor. Hatta tam tersine güldüklerini ve eğlendiklerini bile gördüm. Tek bir kelime: İğrenç.
İleride Paris’te yaşamak ister misin? Örneğin Master yapmak ya da çalışmak için geri dönmek gibi bi planın var mı?
Paris’te yaşamak harika olurdu. Ancak Fransa bürokrasisi ve yapmanız gereken idari işler nedeniyle o kadar vakit harcamanız gerekiyor ki fazlasıyla yorucu oluyor. Master yapmayı düşünüyordum ancak buraya gelince vazgeçtim. Fransa’nın eğitim sistemini fazlasıyla eski kafalı buluyorum. Eğitim yetersiz bence. Belki ileride çalışmak için Paris aşkım nedeniyle geri dönebilirim. Özellikle müzik yazarlığı yaptığım için burada sayısız konsere gittim. İleride de konserler düzenlemek istiyorum ve bu hayali Paris’te gerçekleştirmek harika olurdu. Sanat merkezi olduğunu da hesaba katarsak neden olmasın?
18427003_1953947554828057_681029888_o.jpg
Paris’te hangi üniversitenin hangi kampüsündesin?
Université Paris 1 Panthéon-Sorbonne’un Centre Sorbonne kampüsündeyim. Devasa büyük ve güzel bir bina. İlk hafta 40 dakika boyunca her bir sınıfı aramak zorunda kalınca okul bize haritasını mail atmak zorunda kalmıştı:) Bir de bir ders için salı günleri Maison Des Sciences Economiques binasına gidiyorum.
Üniversite eğitim ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde mi oluyor yoksa dersler blok şeklinde mi?
Dönem ilkbahar ve sonbahar olarak ikiye ayrılıyor. Her bir ders 3 saatlik blok oluyor.
Eğitim hangi dilde yapılıyor? Eğer İngilizceyse hocaların dil yeterliliği nasıl?
Eğitim Fransızca maalesef. Yarı yarıya anlayabiliyordum ve o kadar sıkıntılıydı ki tüm Fransızca derslerimi bıraktım. Ancak bunu önceden öngördüğüm için hibemin geri kalanını almak için ekonomi master programından iki tane İngilizce ders aldım. Onları geçerek geri dönmeyi planlıyorum. Sadece 2 tane Fransızca dersinden geçebileceğim. Bazılarına bir kere bile gidemedim çünkü. Saatleri bilmeden ders seçtirdikleri için bazı dersler akşam saat 7-10 arası oluyordu. Derslerin yarısı da hep önceden iptal edildi ve mart ayında anca başladı. Konuları yetiştirmek için make-up derslerini cumartesi günlerine koydular. Ben de Erasmus’umu en ufak bir ilgimin olmadığı dersleri dinlemektense gezerek geçirmeyi tercih ettim. İngilizce dil yeterliliği de hocaların genel olarak iyi. Sadece garip bir Fransız aksanları var ancak kendileri de bunun garipliğinin farkındalar. Bu yüzden dikkat ediyorlar. Hatta bazen kendileriyle dalga geçtikleri bile oluyor.
Dersler zorluyor mu? Sence eğitim sistemi nasıl?
Dersler onlara en ufak bir ilgim olmadığı için zorluyor beni. Eğitim sistemi tek kelimeyle BERBAT. Hani Fransa’nın devlet üniversitesi nasıl böyle olabilir insan merak ediyor. Sınıflarda havasızlık içinde ders yapıyoruz. Projeksiyonları bile yok çoğu zaman. Ders işleme algıları da tamamen hocanın masaya oturup aralıksız 3 saat boyunca bilgisayardan ders notları okuması üzerine kurulu. Düşünsenize biri 3 saat boyunca aralıksız Fransızca not okuyor, siz de deftere geçirmeye çalışıyorsunuz. Hoca o kadar hızlı konuşuyor ki siz kelimelerin anlamını çıkarana kadar o konuyu bitiriyor. Bir de bizim üzerinde fazlasıyla durduğumuz konuları sadece bir dakika bahsedip geçiyorlar. Her şey üzerinden geçmekten oluşuyor. Hiçbir öğretmen öğrencilerine bir şeyler öğretmek, katmak amacında değil. Açıkçası öğretmenlerin umurunda bile değil öğrencileri. Öğrencilerin de bir şey öğrenmek umurunda değil gibi. İngilizce aldığım ekonomi master dersleri nispeten daha iyi.
Erasmus öğrencileri ve yerli öğrenciler aynı sınıflarda mı eğitim görüyor?
Maalesef. Fransız öğrenciler de pek yardımcı sayılmazlar. Genellikle sizin dil seviyenizle dalga geçip notlarınızı eleştirmekten zevk alıyorlar. Sorbonne’da böyle bir şey var en azından. TD adında küçük sınıfta da bir dersim var. Oradaki tek Erasmus öğrencisiyim mesela ve herkes birbirini tanıyor. Hoca da herkesi tanıyor tabii ki. O yüzden herkes daha saygılı olmak durumunda kalıyor. Birkaç arkadaş bile edindim o sınıftan. Kaynaştık bayağı. Ancak eğitim açısından bizim çok gerimizdeler. Bir dersin arkadaşlarımın sınav kağıdını düzelterek geçtiğini bilirim.
18405492_1953947541494725_1062829190_o
Türkiye’deki okulun kaç tane ders almanı zorunlu tuttu? Her biri kaç ECTS genelde?
30 ECTS yani tam tamına 8 ders. Haftada 21 saat oluyor. Derslerin kredisi çok çok düşük. Haftada 3 saat olan dersin kredisi 3 ya da 4 oluyor genellikle. Bu yüzden İngilizce master dersleri harika. Onlar 5 ya da 6 kredi.
Haftada kaç saat dersin var? Ödevler, sınavlar yoğun mu? Yoklama çok önemli mi?
21 saat ancak sadece 7,5 saatine gidiyorum. Bir dersimin ödevi, sunumu ve sık sınavı oldu. O da TD idi. Diğer derslerin sadece finalleri oluyor. Yoklama yok ancak TD’ lerde çok sıkı var.
Evde mi yurtta mı kalıyorsun? Artıları eksilerinden bahseder misin?
Evde kalıyorum Boğaziçi’nden iki arkadaşımla. Evin en büyük eksisi pahalılığı.  Ancak aylık ödediğim miktar hibem+CAF bursum ile karşılanıyor. Onun haricinde ev yaşamı harika! Öncelikle ev eşyalı olduğu için dışarıda yemektense evde kendimiz yapıyoruz yemeklerimizi. Market alışverişi de restoranda yemeye kıyasla fazlasıyla ucuz. Ayrıca bana çıkan yurt Porte de Clignancourt’taydı. Yani Paris’in en tehlikeli yerlerinden biri. Adım atmaya korkuyorsunuz. Evde ise fazlasıyla merkezi bir yer tercih ettik. Aileler ile yaşıyoruz ancak sokaktan caddeye çıktığınızda hareketli bayağı. Fazlasıyla güvenli Paris ortalamasına göre. Ayrıca 2 tane arkadaşımla kalıyorum ve bunun için fazlasıyla şanslıyım. Hiçbir zaman yalnızlık hissetmedim eve geldiğimizden beri. İkinci bir yuvamız oldu adeta. Ancak evi bulana kadar olan süreç çok sıkıntı. Biz Lodgis Ajansı’ndan bulduk evi. Bu yüzden yüklü bir ajans parası ödemek durumunda kaldık. Ayrıca ajansla birtakım sonradan çözdüğümüz sorunlar yaşadık. Yine de evimiz beklediğimizden bile iyi çıktı. Üstelik hemen burada bir Türk marketimiz bile var!
Üniversiteye yakın bir yerde konaklamak mı şehir merkezinde konaklamak mı daha iyi?
Benim okulum 5. bölgede, evim 12. bölgede. Çok uzak değiller. Metroyla bir aktarma yaparak yarım saatten az sürede gidiyorum. Galiba kişiye göre değişir bu. Uyku problemi olan biri ya da akademik başarıya önem veren biri üniversiteye yakın bir yeri tercih edebilir. Gezip değişik yerler görmek isteyen biri de şehir merkezini. Galiba şartlara ve kişiye bağlı tamamen.
Öğrencilerin yoğun olduğu özel bir bölge vb var mı?
Benim okulumun olduğu kısım Latin Quartier öğrenci yeri. Zaten entelektüel merkez olarak geçiyor. Öğrencilerin ders çalıştığı kütüphaneler, caféler hep burada. Ancak direk öğrencilere ait diyebileceğiniz bir yer yok Paris’te. Dağılmış vaziyette biraz.
Ev tutmak isteyenlere önerebileceğin bir bölge var mı? Ev arıyorsak hangi sitelere, facebook gruplarına vb bakmalıyız?
İçinde “Porte” geçen yerlerden uzak durun. Buralar şehrin kapıları ve genellikle ucuz ama ürkütücü yerler oluyor. Onun haricinde okulunuza giden herhangi bir metroya yakın bir yeri tercih edebilirsiniz. 12. bölgeyi ben fazlasıyla seviyorum. Yaşamak için bire bir.
Konaklama için bakabileceğiniz tüm sitelerin linki şöyle: http://www.campusfrance.org/fr/ressource/adresses-logement
Ayrıca Crous yurtları mantıklı bir seçenek: http://www.crous-paris.fr/logements/nos-logements/
Türk Öğrenciler-Paris Facebook grubuna, Erasmus gruplarına katılmayı unutmayın. Bazen güzel fırsatlar ortaya çıkabiliyor.
18406191_1953947538161392_1483137074_o.jpg
Erasmus’a gitmeden önceki süreçte önceden ödemek zorunda olduğun ücretler oldu mu?
Campus France için hatırlayamadığım bir miktar ödemiştim. 108€ diye hatırlıyorum ama kayıtlarda bulamadım şimdi. Ayrıca vize için az bir miktar ödemiştim. Onun haricinde sağlık sigortası yaptırırken para ödemek durumunda kaldım.
Sağlık sigortası, yurt taksidi, vize, uçak bileti, belgelerin kargolanması vb. Bunlar ne kadar tuttu?
Sağlık sigortasını Türkiye’de babam halletmişti. Tipik bir öğrenci sağlık sigortasıydı. Ancak buraya geldikten sonra Sorbonne da ayrı bir sigorta yaptırmamı istedi. 120€ aldılar bunun için de. Ev için ayda kişi başı 540€ ödüyoruz. Yaşadığımız ev ve merkezi için fazlasıyla iyi bir miktar. Vize öğrenci indirimi nedeniyle öyle fazla bir miktar değildi. Uçak biletini de önceden almıştım. Belge kargolamam gerekmedi zaten. Her şeyi PDF haline getirip sisteme yükledim.
Bize Paris’teki fiyatlardan biraz bahsedebilir misin?
Paris’te fiyatlar fazlasıyla yüksek. Ortalama bir caféde günün yemeği 10-15€ arası oluyor. Ancak onun yerine yurtlarındaki mutfaklarda ya da evinizde kendi yemeğinizi yapabilirsiniz. Marketler daha ucuz çünkü. Ayrıca ortak üniversite yemekhanelerinde 3,25€’ya öğle yemeği yiyebilirsiniz. Tadı fazlasıyla güzel oluyor üstelik. Ulaşımda Navigo Kart aylık 73€ tutuyor. Öğrenci kartları 1 senelik olduğu ve 5 aylık Navigo Kart parasına eşit olduğu için öğrenci kartına başvurmadım ben. Kart çıkartmak için de birtakım bürokratik işlemlerle uğraşmanız gerekebiliyor çünkü. Ev fiyatlarından bahsetmiyorum bile. Genel olarak pahalı bir şehir.
Para yetiyor mu? Bir ayda ortalama neye ne kadar harcıyorsun? Para transferlerini nasıl yapıyorsun?
Param yetiyor açıkçası. Çünkü burada Fransa’nın CAF bursuna başvurdum ve 1 ayda çıkan şanslı kesimden biri oldum. Bu bursa da başvurmanın getirdiği belli prosedürler oluyor ve evinizin sahip olduğu özelliklere göre size belli bir kira yardımı yapıyorlar. Bir ayda harcadığım para tabii ki o ay yaptığım şeylere göre değişiyor. Ancak kendi yemeğinizi yaparak ve yurtta kalarak daha az para harcayabilirsiniz. Buradaki müzeler de genel olarak öğrenci kartı ya da vizesi ile bedava oluyor. Böylece ucuza gezebiliyorsunuz da. Para transferi için burada Sociéte Générale’den hesap açtırmam gerekti. Pasaportunuz ve kaldığınız yeri kanıtlayan bir belge ile hesap açtırabiliyorsunuz. Yine de Türkiye’deki hesabımdan transfer yapmak için (Örneğin; hibe için) 75TL kesinti yapıyorlar. Ancak güzel yanı bu bankalar hesap açtırdığınız için okul anlaşmaları sayesinde size belli bir miktar para veriyorlar ve ev kiraladıysanız evinizin sigortasını hallediyorlar. Mesela biz sadece 1€’ya evimizi sigortaladık.
https://particuliers.societegenerale.fr/
Türkiye’de herhangi bir bankanın senin ülkendeki bir bankayla anlaşması var mı?
Burada Türk İş Bankası var. Önce oradan hesap açtırmayı düşünmüştüm. Ancak çalışanlar Fransa’ya bağlı oldukları için diğer herhangi bir Fransız bankasından daha iyi bir hizmet önermiyorlardı. Kesinti de Türkiye’den yapılıyormuş, daha az kesinti de sağlamıyorlardı. Üstelik Fransız bankalar hesabınıza hediye para yatırıp sigorta yaptıkları için bir Fransız bankasını seçmek daha mantıklı.
Diyelim ki anlaşma yok, en az kesintiyle hangi bankanın kartıyla orada hangi ATM’den para çekiliyor?
Buraya geldikten sonra öğrendiğime göre Türkiye’de BNP Paribas/TEB hesabınız varsa buradaki BNP’den para çekebiliyormuşsunuz. Ancak ben buraya geldiğimde öğrendiğim için yararlanamadım bundan. Onun haricinde sakın Türkiye kartlarınızı ATM’lere sokup para çekilebiliyor mu diye bakmayın. ATM’ler kartlarınızı yutuyor! (Editör editi: Bu her kart ve atmde olacak diye bir şey yok ama maalesef başınıza gelebilir, birden fazla banka kartı taşımaya dikkat edin.)
https://mabanque.bnpparibas/
18451874_1953947528161393_251456398_o
Bankaların mobil uygulamalarını kullanabiliyor musun? Telefona Türk hattını takmamıza gerek var mı?
Türkiye’deki hesaplarım için Türk hattımı takmak zorunda kaldım. Bir türlü değiştiremedim ama belki benim beceriksizliğimdir 🙂 Burada tamamen internet bankacılığını kullanıyorum ben. Sociéte Générale’in internet bankacılığı fazlasıyla kullanışlı. Üstelik mesaj kısmından yapmak istediğiniz işlemleri söyleyip otomatik danışmanınıza yaptırabiliyorsunuz.
Hangi telefon operatörünü kullanıyorsun? Paketinde neler var ve ne kadar ödüyorsun?
Ben Orange aldım. Bir de Free var ünlü olarak. Açıkçası ilk geldiğimde kararsızdım çünkü Free çok daha ucuzdu ancak ortak ağda bile telefonum internetine bağlanamıyordu. Bir arkadaşım Orange’ın daha pahalı olduğunu ancak internet açısından kaliteli olduğunu söyledi. Öyle olunca ben de paraya kıydım çünkü gün içinde çok fazla 4G kullanıyorum. Sürekli kayboluyorum ya da bir şeyler arıyorum. Orange’dan Fransa içi sınırsız arama ve 3GB internet için aylık 30€ veriyorum. Pahalı biraz ama şu ana kadar hiçbir bağlantı sorunu yaşamadım.
https://boutique.orange.fr/1/mobile/roaming-orange-holiday
Şehir içi ulaşımını nasıl sağlıyorsun? Bisiklet yaygın mı? Ulaşım için ayda ortalama ne kadar harcıyorsun?
Şehir içinde sürekli metro kullanıyorum. O kadar güzel planlamışlar ki metroları insan hayret ediyor. Her yere ulaşabilir, aktarma yapabilirsiniz metro ile. Otobüsler de güzel ama metrolar bu kadar sık olunca insanın otobüs bekleyesi gelmiyor. Bisiklet kullanılıyor yaygın olarak ama bir Hollanda değil tabii ki. Hatta Avrupa ortalamasına göre çok az. Tüm otobüs ve raylı sistemlerde geçerli Navigo Kart ayda 73€. Ayrıca hemen belirteyim üzerine aldığınız gibi resminizi yapıştırın. Bürodakiler yapıştırmayınca siz de önemli olduğunu düşünmüyorsunuz ama sonra kontrollerde sırf resminiz yok diye 30€ ceza kesiyorlar.
Ulaşımla ilgili gerekli her türlü bilgiyi şu siteden öğrenebilirsiniz: http://www.ratp.fr/ İki yer arasındaki aktarmaları, hatları ve gereken süreyi size hemen gösteriyor.
Gittiğin ülkede okurken çalışma olanağın var mı? Varsa haftada kaç saat çalışma izni var ve ortalama ne kadar kazanılıyor?
Evet, burada Fransızca bilmeseniz dahil çalışma imkanları var. Bebek bakıcılığı, kendi ana dilinde çevirmenlik gibi küçük işler oluyor. Benim D tipi vizem var, o yüzden buradaki zamanımın %60’ında çalışma imkanım var. Açıkçası ben de başlarda şehrin pahalılığını düşünerek çalışmak istemiştim. Ama sonra günlerim o kadar yoğun geçiyordu ki vakit ayıramayacağımı düşündüm. Bir de Erasmus’un fakir de olsa tadını çıkarmak istedim.
İş fırsatlarını değerlendirmek isteyenler için en güzel link: http://www.speaking-agency.com/ambassador/109845950
Diyelim ki hasta oldun, yurt dışı sağlık sigortanla hangi hastanelere gidebiliyorsun, prosedür nasıl?
Açıkçası daha geldiğim ilk hafta hasta oldum. Hem de o kadar kötü hastaydım ki zor nefes alıyordum. Otelimin yakınındaki eczaneleri dolaşıp doktor sordum hepsine. Fransızca sorunca hemen yardımcı oldular ve otelin biraz ilerisinde bir doktor buldum. Randevum olmadığı halde beni akşam çıkmadan önce görmeyi kabul etti. Yarı İngilizce  yarı Fransızca anlaştık. Doktor kontrolü 35€ tuttu. 5 parça ilaç ise sadece 20€. Ardından ufak hastalıklar geçirdim ve ihtiyacım olmadı. Ancak burada okullar sizden özel öğrenci sağlık sigortası yaptırmanızı istiyorlar. İki seçenek var. Ben SMERP’ü seçtim. Açıkçası seçerken aralarındaki farkı sorduğumda okuldaki görevli kendisinin de bilmediğini söyledi. Sırf adı bana Şirinler’i hatırlattığı için SMERP seçtim. Sonrasında da okula 120€ ödeyip bir sağlık numarası aldım. Bu numarayı SMERP ofisine götürerek geçici başka bir numara alıyorsunuz. Sonra da internetten hesabınıza girerek bu numara ile hesabınıza bir kart alıyorsunuz. (Carte Europenne d’Assurance Maladie) Bu kart ile Fransa haricinde diğer ülkelerde geçirdiğiniz hastalıklarda hastanelere gidiyor, faturayı ofise vererek geri ödeme alabiliyorsunuz. Ayrıca ofise başvururken kendinize bir doktor seçmeniz isteniyor. Ben tabii ki ilk doktorum Joseph’i seçtim. Böylece hasta olduğunuzda kendi doktorunuza giderek ofisten yine bir geri ödeme alıyorsunuz. Ama ödemelerin ne kadar olduğu ülkelerin kanunlarına, hastalığa ve gittiğiniz yere göre değişiyormuş. Nasıl değiştiğini ise tecrübe etmedim hiç.18405583_1953947524828060_1831142088_o
Bol bol gezdin mi? Gezme işlerini nasıl planladın (ulaşım, yararlandığın siteler, appler, konaklama) ? En sevdiğin şehir/ülke neresiydi?
Henüz daha Paris dışına çıkamadım:( Paris’in altını üstüne getirdim ama. Şu ana kadar Brüksel, Anvers ve Amsterdam tatillerimi planladım. Ulaşım için genellikle tren öneriyor herkes ama Fransa’da tren ve otobüs fiyatları arasında çok fark var. Otobüsler çok daha ucuz. Ouibus ya da Flixbus bayağı ünlü. Comparabus sitesinden gideceğiniz yere göre en uygun fiyatları görebilirsiniz ulaşım için. Ne kadar erken rezervasyon yaparsanız ve biletlerinizi alırsanız o kadar iyi ve ucuz. Otobüs fiyatları bile zamanla artıyor. Şimdi ben de İspanya, İtalya ve Portekiz tatillerimi planlayacağım. Bir de Fransa içinde birçok şehri görme planım var.
Seyahatinizi planlarken faydalanabileceğiniz birkaç site: http://www.comparabus.com/fr/
http://www.goeuro.com/
https://en.voyages-sncf.com/en/
Fransa’dan hangi ülkeleri ziyaret etmek daha ucuz ve mantıklı?
Belçika ve Hollanda en ucuzları açık ara. Üstelik tren ve otobüs seçenekleri var. EuroGo, Ouibus, SNCF’nin sitelerinden fiyatları karşılaştırabilirsiniz.
Rutin bir günün nasıl geçiyor?
Hiçbir gün birbirine uymuyor.  Sıradan bir gün derse gitmek, sonrasında sıkıcı bürokratik bir işi halletmek ve akşamında konsere gitmek olabiliyor bazen. O yüzden olabildiğince günlerimi çeşitlendirmeyi deniyorum. Mesela kendime Paris’te görülecek yerler listesi çıkardım. Çok kapsamlı bir liste. Listeye bakarak kendime gezilecek yerler seçiyorum bazı günler.
18405390_1953947518161394_1384771320_o
Yemek işini nasıl hallediyorsun?
Yemek yapmayı öğrendim. Bazı günler CROUS yemekhanesinde 3,25€ ya yemek yediğim oluyor ama çok nadir. Gelmeden önce becerilerinizi geliştirin derim:)
Yemekhanelerin yerlerini haritada görebilirsiniz: http://www.crous-paris.fr/restauration/les-lieux-de-restauration/
Spor yapmak istersen nasıl olanaklar var?
Sporla aram tam anlamıyla sıfır. Ancak Paris’in hemen hemen her yerinde spor salonları var. Mesela bizim evin karşısında da var bir tane. Onun haricinde Sorbonne’da spor dersleri ve aktiviteleri oluyor. Ancak Fransızcam yetmediği için gitmeyi hiç düşünmedim.
Erasmus öğrencileri için bir kulüp var mı? Varsa aktif mi? Ne gibi etkinlikler düzenliyorlar?
Sorbonne’un ISAP1 var. Fazlasıyla tatlış insanlar. Dönem başlangıcında bir parti yapmışlardı ve tüm Erasmus kaynaşmıştı. Çok güzel bir etkinlikti. Ancak sonrasında hep küçük takılmalar düzenlediler. Onlara da sadece grubun kendi üyeleri takılmaya gidiyor. Galiba sebebi sürekli yabancı öğrenciler ile Fransızca konuşmaları ve dil konusunda onları zorlamaları. Bu yüzden kulübün pek aktif olduğunu söyleyemeyeceğim. Bir de kulüpten herkese bir mentor atıyorlar. Mentorlar daha Fransa’ya varmadan sizinle iletişime geçiyorlar ve bayağı yardımcı oluyorlar.
Gece hayatı nasıl?
Gece hayatı fazlasıyla aktif. Erasmus partileri oluyor her hafta. Ancak Fransa’daki tacizle kötü anılarım olduğu ve parti insanı olmadığım için uzak duruyorum.
Favori mekanların nereler?
Çok fazla! En sevdiğim yer Shakespeare&Co. Her pazartesi ders çıkışında kitapçısında dolaşıp café kısmında Notre-Dame’ın karşısında lattemi yudumlayıp kitap okuyup yazı yazıyorum. Dönünce çok özleyeceğim. Üstelik müzikler de çok güzel. Onun haricinde Jardin du Luxembourg kafa dinlemek ve piknik yapmak için harika. Bir de Place des Invalides’i çok seviyorum. Paris’in ortasında gibi hissediyor insan kendini. Bir de Le Trianon ve Elysée Montmartre konser mekanları olarak. Harika bir akustiğe ve mimariye sahipler.
Yabancı dilde arkadaşlıklar kurmak, hayatını devam ettirmek zor oldu mu?
Fazlasıyla. Çünkü Sorbonne çok büyük bir okul. Herhangi bir derste bile şu ana kadar bir Erasmus ile tanışmadım. ISAP1 de Erasmus öğrencilerini bir araya getirmekte yetersiz kalıyor. Yine de kendi çabalarımla birkaç tatlı arkadaş edindim. Bazıları ile Fransızca bazıları ile de İngilizce anlaşıyorum. Komik olan şu ki hiçbiri ile okulda tanışmadım. Hiçbiri bizim okulda değil. Yabancı çevre istiyorsanız Sorbonne pek mantıklı bir seçim olmaz.
Ben genelde şu ülkenin insanlarını kendime daha yakın buldum dediğin bir ülke var mı?
Brezilyalılar ile iyi anlaşıyorum garip bir şekilde. Çünkü bence çok sıcakkanlılar ve Türkiye ile çok ilgililer. Gündemden, kültürlerden harika muhabbetler ortaya çıkabiliyor.
Türk’üm dediğinde sana nasıl yaklaştılar, nasıl tepkiler aldın?
İlk söyledikleri şey genellikle “Hiç Türk’e benzemiyorsun.” oluyor. İkincisi de “Orası şu an güvenli mi?” oluyor. Yine de burada Türkleri sevmeyen bir kişiyle bile karşılaşmadım. Ancak Sorbonne’daki güvenlik görevlisinin Türkiye’deki şehirleri saymasını beklerken derse geç kaldığımı bilirim. Bir de hiç ummadığınız kişiler sizinle Türkçe konuşmaya başlayabiliyor. Ben açıkçası kendimi birazcık nefret görmeye hazırlamıştım. Bu kadar sevgiyle karşılaşınca şaşırdım. Ama aynı zamanda mutlu da oldum:)
Giderken yanında neler götürdün? Aman şunları Türkiye’den alın mutlaka diyeceğin şeyler var mı?
Ben çok ağır bir valizle gelmedim. Kişiye göre değişir tabii ki. Çok eşyam yok normalde de. Kışlık eşyalarımı getirdim. Bir de arada ablam geldiği için o bana birkaç eşya getirdi. Türkiye’den kesin getirmeniz gereken bir şey aklıma gelmiyor ama sakın kişisel bakım malzemelerine kadar (çok özel değillerse tabii ki) getirmeyin. Çünkü burada fazlasıyla ucuz. Makyaj malzemeleri, jilet, tıraş köpüğü gibi şeyler pahalı ama onları getirebilirsiniz belki.
18405519_1953947521494727_1857063244_o
Şimdiki aklım olsa Erasmus’a şuraya giderdim dediğin bir yer var mı?
Tekrardan Paris. Sebebi ise tamamen kişisel. Birçok dezavantajı var şehrin. Ama benim gibi eski ruhlu, nostaljik biri iseniz ruhunuzu besleyecek bir yer. Burada hem Fransızcam gelişiyor, hem de hep yaşamak istediğim bir şehirde 5 ay da olsa yaşamanın tadını çıkarıyorum. Onun haricinde harika bir çevre edinip eğlenmek istiyorsanız Paris pek sizin yeriniz olmayabilir. Tabii ki bu okula ve kişinin karakterine çok bağlı bir şey. Yine de insanlar biraz yabani olabiliyor. Bir de müzik yazdığım için harika konserler izliyorum burada. Kendime konser arkadaşları bile edindiğim oldu. O yüzden Paris, Paris, Paris!
Bu süreçte kendini en kötü ve en iyi hissettiğin anları anlatır mısın?
En kötü hissettiğim an herhalde okuldaki ilk dersimde iki erkek tarafından sıraya sıkıştırılıp 2 saat boyunca o şekilde dersi geçirmek zorunda kalmamdı. En iyi hissettiğim an ise Tegan and Sara’nın konser sırasında Walking With a Ghost’ u söylediği andı. Tüm lise hayatım gözlerimin önünden geçti. O zaman en büyük hayalim Paris’ i dolaşmak, hatta orada yaşamaktı. En sevdiğim grup da Tegan&Sara. Fazlasıyla duygusal bir andı.
Şu anki hayatın gitmeden önceki beklentilerini karşılıyor mu?
Kimi yönleriyle evet, ancak bazı yönleri ile de hayır. Öncellikle Fransa’da gelişmişliğini düşününce kadınlara daha fazla saygı duyulmasını beklerdim. Tam bir hayal kırıklığı bu yönden. Kadınların da tacizi görüp hiç müdahale etmemesi, hatta gülmeyi tercih etmesi daha bile kötü. Tacizin eğlence aracına dönüşmesi kadar üzücü bir şey olamaz. Eğitimden hiç bahsetmiyorum bile. Tam anlamıyla rezalet. Genellemem yanlış olur ancak İstanbul’da benim yaşadığım yeri ve okulumu düşününce burasının daha gelişmek için çok vakti olduğunu söyleyebilirim.
Erasmus yapmayı öneriyor musun, şu ana kadar sana ne kattığını düşünüyorsun?
Kesinlikle. Bazen gerçekten çok zorlayıcı olabiliyor. Benim gibi bronşit ve yetersiz bir dil seviyesi ile sokakta kalabilirsiniz. Ancak Erasmus’ta öğrendiğim bir şey varsa o da büyümek. Zorlukları tecrübe ettikçe o zorlukları küçültüyorsunuz ama bir yandan da büyüyorsunuz. Fransa’da hayatta kalmak daha da zor üstelik dil yüzünden. Yine de sıradan bir Erasmus deneyiminden daha fazlasını öğrenebileceğiniz ve bazı hayat gerçekleri ile baş başa kalacağınız bir yer burası.
Ben yaptım siz yapmayın ya da ben yapmadım siz kesin yapın dediğin şeyler var mı?
Paris’in her köşesini keşfedeyim derken diğer yerleri gezmedim. Ancak planlar yapmaya başladım, şimdi de nasıl ayarlayacağımı düşünüyorum. Bir de dersleri hiç önemsemedim, hiç derslere gitmedim. Yine olsa yine gitmem ama siz gidin:) Önceden tatilleri zekice planlayın ve bütçe çıkarmayı unutmayın.
Jardin des Tuileries
Bonus: Paris ya da Fransa’da bunları yapmadan dönmeyin dediğin neler var?
Çok şey. En temel şeyleri belirtmek gerekirse mutlaka Trocadero Meydanı’ndan Eiffel karşısında ya da çimlerde şarabınızı yudumlayın. Gün batımını Sacre-Coeur’ün dibinde izleyip Montmartre’a indiğinizde Elysée Montmartre’da bir konser izleyin. Shakespeare&Co ve Notre-Dame’da gezinin. Latin Quartier kitapçılarında ikinci el kitap stoğu yapın kendinize. Bir de Le Marais sokaklarında kendinizi kaybedercesine dolaşın. Louvre ve Musée d’Orsay görülmezse olmaz zaten. Pont des Arts, Pont Neuf, Invalides, Concorde Meydanı, Jardin du Luxembourg, Jardin Tuileries de klasik yerler. Tabii daha pek çok yapılacak şey var. İlginize göre kişisel mekan ve aktivite önerisinde de bulunabilirim tabii ki:)
Diğer merak ettiğiniz her şey ve sorularınız için bana mail atabilirsiniz. (handeyildirim95@gmail.com)
Au revoir!